Genç Kuşaklarda Hızlanan Biyolojik Yaşlanma

HaberdenYana Dünyadan Haberler 27 Haziran 2026 0 yorum 12 hit
Genç Kuşaklarda Hızlanan Biyolojik Yaşlanma

Son yıllarda 20’li, 30’lu ve 40’lı yaş gruplarında görülen kanser vakalarındaki artış, bilim dünyasını yaşlanma hızının biyolojik boyutunu daha yakından incelemeye yöneltti. ABD’de Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yayımladığı çalışmada, genç kuşakların önceki nesillere kıyasla biyolojik açıdan daha erken yaşlanıyor olabileceği bildiriliyor.

Çalışma, hastalık riskini yalnızca takvim yaşının değil, vücudun dokularında ve organ sistemlerinde biriken yıpranmayı yansıtan biyolojik yaşın da etkileyebileceğine işaret ediyor. Takvim yaşı, doğumdan itibaren geçen süreyi ifade ederken; biyolojik yaşın, bağışıklık, yağ dokusu ve diğer sistemlerdeki işlevsel yıpranmayı daha iyi temsil ettiği vurgulanıyor. Bu nedenle aynı yaştaki iki kişinin biyolojik profili belirgin biçimde farklılaşabiliyor.

Takvim yaşı ile biyolojik yaş arasındaki fark

Genetik yapı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel etkenler, biyolojik yaşın takvim yaşından ayrışmasına yol açan unsurlar arasında sayılıyor. Araştırmacılar, bazı biyobelirteçler ve vücut sistemlerine ilişkin göstergeler üzerinden genç kuşaklarda yaşlanma izlerinin daha belirginleşebileceğini gözlemlediklerini aktarıyor.

154 binden fazla kişiyle yapılan analiz

Çalışmada Birleşik Krallık’taki UK Biobank veri tabanından 154 binden fazla katılımcının ve ABD’deki NIH All of Us Araştırma Programı’ndan 10 binden fazla kişinin verisi incelendi. Biyolojik yaş hesaplamalarında PhenoAge, Klemera-Doubal yöntemi ve metabolomik yaş değerlendirmeleri gibi doğrulanmış yaklaşımlar kullanıldı. Ayrıca organlara özgü yaşlanma da değerlendirildi; kan dolaşımında yer alan ve farklı organlarla ilişkili proteinler üzerinden bağışıklık ve yağ dokusu gibi sistemlerin biyolojik yaş göstergeleri hesaplandı.

Erken başlangıçlı kanser riskinde artış bağlantısı

Sonuçlar, nesiller arasında fark olduğunu gösterdi. Birleşik Krallık’ta 1965-1974 doğumlu bireylerin aynı yaşta, 1950-1954 doğumlulara göre daha yüksek sistemik biyolojik yaşlanma düzeylerine sahip olabildiği belirtildi. ABD verilerinde ise 1990-1999 doğumlu katılımcıların 1965-1969 doğumlulara kıyasla biyolojik yaşlanma göstergelerinde daha yüksek değerler sergilediği görüldü.

Araştırmada, biyolojik yaşlanma hızının artmasıyla erken başlangıçlı katı tümörler arasında anlamlı bir ilişki saptandığı ifade ediliyor. Sistemik biyolojik yaşlanmadaki artışın erken dönemdeki kanser riskini yükseltebileceği; biyolojik açıdan en hızlı yaşlanan grupta riskin daha fazla olabileceği bildirildi. Kalıtsal kanser riski ve genetik yaşlanma faktörleri dikkate alındıktan sonra da ilişkinin sürdüğü vurgulanıyor.

Çalışma ayrıca bazı organ sistemleriyle belirli kanser türleri arasında dikkat çekici bağlantılar olabileceğini öne sürüyor. Bağışıklık sisteminin biyolojik olarak daha yaşlı görünmesiyle erken başlangıçlı akciğer kanseri riski arasındaki ilişki; yağ dokusu yaşlanmasının hızlanmasıyla erken başlangıçlı kolorektal kanser riskindeki artış ihtimali raporlandı.

Araştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanmanın kesin nedenini tek başına belirlemediklerini; beslenme alışkanlıklarındaki değişim, fiziksel aktivitenin azalması, uyku düzeni, çevresel maruziyet, kronik stres ve modern yaşamın farklı unsurlarının birlikte rol oynayabileceğini düşündüklerini belirtiyor.

Bu içerik, İnternet üzerinden toplanan bilgilerden yola çıkılarak yeniden yorumlanmıştır. İçeriğin ve görsellerin üretiminde Yapay Zeka sistemleri kullanıldığından dolayı doğruluğunu teyit için mutlaka kendi araştırmanızı yapınız.

Anahtar Kelimeler: biyolojik yaşlanma, takvim yaşı, erken başlangıçlı kanser, UK Biobank, metabolomik yaş