ABD ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla yeniden yükseldi. Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıklamasının ardından Washington’ın saldırı dalgalarını sürdürdüğü bildirildi. Gelişmeler, çatışmanın nereye evrileceği ve diplomatik sürecin tamamen devre dışı kalıp kalmayacağı tartışmalarını alevlendirdi.
Emekli Başkonsolos Gülru Gezer, mevcut tablonun tarafların uzun vadeli çıkarlarıyla örtüşmediğini vurgulayarak, müzakereler sürerken düşük yoğunluklu çatışmaların yaşanmasının öngörüldüğünü söyledi. Gezer’e göre taraflar sahadaki hamlelerle masadaki pazarlık gücünü artırmayı hedefliyor; ancak bu yaklaşımın sürekli bir risk barındırdığı da ortada.
Hedefler ve sivil risk uyarısı
Gezer, ABD’nin İran’a yönelik hamlelerinin ardından İran’ın bölgedeki Amerikan üslerine yöneldiğini, bu süreçte sivil kayıpların da gündeme gelebileceğini belirtti. Son olarak Katar’da sivillerin yaralandığına dair ifadeler, krizin bölgesel etkilerini daha görünür hale getiriyor. Bu nedenle bölge ülkelerinin süreci dikkat ve itidalle yönetmeye çalıştığı ifade edildi.
Körfez ülkelerinde İran konusunda ayrışma
Gezer’e göre Körfez ülkeleri arasında İran’a yönelik ortak bir tutum bulunmuyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin savaşın sona ermesini istemediğine dair iddialar olduğu, ayrıca İsrail ile ABD’nin iş birliklerine dair haberlerin bu tabloyu etkilediği dile getirildi. Bu farklılıkların müzakere hattını da karmaşıklaştırdığı kaydedildi.
İsrail ve tarafların farklı hesapları
İsrail’in yaşanan gelişmeleri yakından izlediği ve İran’ın askeri kapasitesinin daha fazla zayıflatılmasını istediği belirtiliyor. Gezer, savaşın uzamasının İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi hesaplarına, çatışmanın sona ermesinin ise ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim takvimine daha uygun düştüğünü söyledi.
Hürmüz ve uluslararası hukuk tartışması
Gezer, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası bir su yolu olduğunu, tek taraflı şekilde tamamen kapatmanın hukuken mümkün olmadığını ifade etti. Boğazın seyrüsefer serbestisi çerçevesinde ticari geçişin bütünüyle engellenemeyeceği; güvenlik tedbirlerinin gündeme gelebileceği aktarıldı. Ayrıca 60 gün boyunca ücretsiz geçiş ve ardından istişarelere ilişkin mutabakat maddesinin farklı yorumlandığı, İran’ın bunu tek yetki şeklinde değerlendirdiği, buna karşılık diğer tarafların farklı okuma yaptığı vurgulandı.
Bu içerik, İnternet üzerinden toplanan bilgilerden yola çıkılarak yeniden yorumlanmıştır. İçeriğin ve görsellerin üretiminde Yapay Zeka sistemleri kullanıldığından dolayı doğruluğunu teyit için mutlaka kendi araştırmanızı yapınız.
Anahtar Kelimeler: ABD İran gerilimi Hürmüz Boğazı



















