Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yenilenebilir enerji anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelmesiyle birlikte geniş çaplı tartışmaları beraberinde getirdi. Bu hükümetler arası anlaşma, özellikle yabancı yatırımcılara sağlanan kapsamlı teşvik paketleri nedeniyle muhalefet ve bazı ekonomi çevrelerinden yoğun eleştirilere maruz kaldı.
Edinilen bilgilere göre, Riyad’da 3 Şubat 2026 tarihinde imzalanan bu anlaşma kapsamında, Türkiye’nin Sivas ve Karaman illerinde ayrı ayrı 1.000 megavat olmak üzere toplam 2.000 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali kurulması planlanmaktadır. Projenin uzun vadede 5.000 MW’lık yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşması ve yaklaşık 2 milyar dolarlık bir yatırım hacmi oluşturması öngörülmektedir.
Yabancı Yatırımcılara Sunulan Ayrıcalıklı Teşvikler
Eleştirilerin temel odağında, Suudi yatırımcılara sağlanan ayrıntılı teşvik düzenlemeleri yer almaktadır. Bu düzenlemeler, geleneksel bir ‘yatırım teşviki’ tanımının ötesinde olduğu yönünde görüşler dile getirilmektedir. Yatırımcıya önerilen başlıca ayrıcalıklar şunları içermektedir:
- Vergi Muafiyetleri: Kurumlar vergisi, Katma Değer Vergisi (KDV), Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve gümrük vergileri dahil olmak üzere geniş kapsamlı vergi muafiyetlerinin sağlanması.
- İşlem Kolaylığı: Teşvik belgesi aranmaksızın yurt içi işlemlerde vergi istisnaları uygulanması.
- Devlet Garantisi: Kamulaştırma, imar ve tüm gerekli izin süreçlerinin devlet tarafından tamamlanmasının taahhüt edilmesi.
- Finansal Güvence: 30 yıl süreyle elektrik alım garantisinin verilmesi.
- Ticari Esneklik: İthalat-ihracat serbestisi ve yabancı personel çalıştırma imkânının sağlanması.
- Uyuşmazlık Çözümü: Olası anlaşmazlıkların Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Merkezi (ICSID) kapsamında çözülmesini öngörmesi.
Yerli Sektörde Rekabet Eşitsizliği İddiası
Muhalif kesimler ve sektör temsilcileri, bu teşvik paketlerinin yerel yatırımcılara benzer düzeyde sunulmadığı yönünde bir uyarıda bulunmaktadır. Bu durumun, piyasada ciddi bir rekabet eşitsizliğine yol açabileceği ifade edilmektedir. İddialara göre, Türk yatırımcılar vergi yükümlülükleri ve piyasa risklerini üstlenmeye devam ederken; yabancı yatırımcının ise bu ayrıcalıklı modelle desteklendiği belirtilmektedir. Bu dengesizlik durumunun uzun vadede yerli enerji şirketlerinin rekabet gücünü zayıflatabileceği endişesi dile getirilmiştir.
Kamu Maliyetini Etkileyen Alım Garantisi
Anlaşmada kritik bir tartışma konusu, 30 yıllık alım garantisidir. Bu garanti kapsamında belirlenen elektrik alım fiyatları, piyasa koşullarına göre yüksek kalması durumunda ortaya çıkabilecek farkın dolaylı olarak kamu bütçesine ve nihayetinde tüketicilere yansıyabileceği değerlendirilmektedir.
Yapılan hesaplamalara göre, Sivas ve Karaman’da planlanan 2.000 MW kapasiteli santraller için belirlenen fiyatlarla alım yapılması durumunda, 30 yıl boyunca ödenecek toplam tutar yaklaşık 7.4 milyar Euro olarak öngörülmektedir (İlk 5 yıl için 2.1 milyar Euro ve sonraki 25 yıl için 5.3 milyar Euro). Bu yüksek maliyet, kamu kaynaklarının kullanımı açısından dikkat çekici bir nokta olarak görülmektedir.
Yerli Üretimin Potansiyeli ve Alternatif Maliyetler
Uzmanlar, bu yatırım hacminin yerel üreticilere yönlendirilmesi durumunda farklı senaryolar ortaya çıkabileceğini belirtmiştir. Aynı kapasite için kamu maliyetinin yüzde 45’e kadar düşebileceği hesaplanmıştır. Bu düşük maliyetin sağlanması halinde ise yerli üretimin desteklenebileceği, yerli panel ve inverter üretimi yoluyla istihdamın artırılabileceği ve kritik teknolojik bilginin (know-how) ülke içinde kalabileceği vurgulanmaktadır.
Bir diğer uzman görüşüne göre, eğer yerel ihalelerde ortalama 20 euro/MWh garanti verilmesi durumunda 30 yılda ödenen tutar yaklaşık 5.4 milyar Euro olacaktır. Bu senaryoya göre kalan bütçe ile ek 800 ila 1.000 MW daha fazla kapasite kurulabileceği hesaplanmıştır.
Egemenlik ve Uluslararası Hukuk Tartışmaları
Anlaşmanın bir diğer tartışmalı yönü ise, anlaşmazlıkların ulusal yargı mekanizmaları yerine uluslararası tahkim yoluyla çözülmesini öngörmesidir. Bu düzenleme, bazı çevrelerce ulusal egemenlik açısından potansiyel riskler taşıdığı görüşünü ortaya çıkarmıştır.
Öte yandan, hükümet kanadı bu anlaşmayı, yabancı sermaye girişini hızlandıracak ve ülkenin yenilenebilir enerji kapasitesini artırarak 2035 enerji hedeflerine ulaşmasında stratejik bir adım olarak değerlendirmektedir. Projenin tamamlanmasıyla yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacının karşılanacağı belirtilmiştir.
Bu içerik, İnternet üzerinden toplanan bilgilerden yola çıkılarak yeniden yorumlanmıştır. İçeriğin üretiminde Yapay Zeka sistemleri kullanıldığından dolayı doğruluğunu teyit için mutlaka kendi araştırmanızı yapınız.
Anahtar Kelimeler: yenilenebilir enerji anlaşması, Suudi Arabistan yatırım teşviki, güneş enerjisi santrali, kamu maliyeti